Flaş Haberler

Sitemiz Yayına Girdi. www.topraksizalkan.com

Anasayfa Köyde Oynanan Oyunlar

Ziyaretçi Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün118
mod_vvisit_counterDün154
mod_vvisit_counterBu Hafta388
mod_vvisit_counterBu Ay3194
mod_vvisit_counterToplam209424

Giriş Formu






Şifrenizi mı unuttunuz?
Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?
Henüz bir hesabınız yok mu?
Kayıt ol

Güzel Sözler

Dünyada arsız kimseyle arkadaş olmak, ahirette insanı mahcub eder.
İmam Şafii -

Kimler Sitede

Şu anda 1 konuk çevrimiçi

Anket

Sitemi nasıl buldunuz?
 

Foto Slayt

Ziyaretçi Bilgisi

IP

Son Dakika

Köyde Oynanan Oyunlar PDF Yazdır e-Posta
İbrahim Alkan tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 25 Ekim 2008 15:08

EĞLENCE VE OYUNLARIMIZ

 

Mahalli Oyunlar

Sekme:( sek sek). Tek ayakla oynanan haraketli bir oyundur.  Tek ayak üstünde belli bir noktaya kadar seke seke varıp dönüüp gelmek. Değer ayağın havada yere basmadan süreci tamamlamak.  Bu oyun günden güne gidip gelme mesafesi uzatılırdı. Bacakların kasları kuvvetli ve dayanıklı olurdu. Yürüme gücün, dayanma azmin, isteğin, suratın hızlanırdı. 

Kara Tavuk: ( HOROZ DÖĞÜŞÜ) Iki kişinin karşi karşiya çömelip, findik kirarak oynadiklari bir oyun çeşididir. Kişiler çömelir  elleri ile birbirlerini iterek üstünlük sağlamaya çalışırlardı. Bu oyunun bel hareketlerine çok faydası vardı. Top oynayan kişilere çalım atması için de oldukça faydalıdır. 

Arap Oyunu: Özellikle eski düğünlerin vazgeçilmez oyunudur. Kadın kılığına bürünmüş bir erkek ve birkaç kişi arasında oynanır. Daha çok, komedili bir oyundur. Aslında taklik yapmak sakıncalar doğurur diye düğün gibi olmasına dikkat ederdik. Bizim köyde Gazinin Esat erkek, Yabın Memişin Tahsin  hanım (Avrat) kılığına gire oynarlardı. Evinde çok vakit geçiren büyüklerin kapılarına kadar gider eğlenirlerdi. Bizim tayfanın gençleride eşlik ederdik. En fazla halisenin, Çavdarın Osmanın, Yabın Memişin, Mencoon Memmedin odalarına varırdık. Çavdarın Osman Huylanırdı. Önce çıkmazdı. sonra mesesi aldımıydı kimi yakalarsa döğmek için girişimde bulunurdu. ama kimseyide tutamadı o günler. Bizler Orta okula 1964 lerde şehre gelince bu oyun bitti. bizden sonra oynayan olmasdı. Düğün gibi kaşık zil, def çalar türkü söyler isteyen de oynayan Tahsin ve Esada eşlik ederdi.

Oyun havaları pek haraketli değildir. Söylenen türkülerde ağır, hüzünlü ve yanık bir hava hakim olduğu için, bu durum oyunlara da yansımıştır.  Bu hüzünlü ağıt söylemelerde yalandan ağlama numaralarıda vardı. gerçek ağlayanlarda olurdu.  1976 lardan bu güne kadar da Topraksız Alkan (İbrahim alkan) kardeşimiz düğünlerde söğlediği manilerle, ağıtlarla, Halkı hem güldürmüş hemde ağlatmayı başaran tek kişi sanıyorum. On beş dakika ağlatıp anında on dakika güldüren kişiye ben Kırşehirin Karıncalı köyünde rasladım. Çok yerlerde de yaptığı görülmüştür. Bu büyük bir kabiliyet meselesidir. Böyle kişilerin ön planda olması gerekirken bilinmemesi, tanınmaması, önem verilmemesi acı bir olay olması gerek. Kendisiyle bizzat görüştüm 2010 yılı yaz itibariyle bırakmak zorunda kaldığını, çok kişilerin maksatlı olarak sözlerini çarpıttığını her hangi bir bahane ile  dövüş çıkardıklarına şait olduğunu söğledi. Bıktırma yıldırma taktiği ile kıskançlıklarını ön plana çıkaran kişiler bu köy de hala mevcuttur diyor.  Elinde Lokum, şeker, çerez dağıtanlara mani söğlediğinde alınganlık yapıp evinde bal, bekmez, gibi aklına gelen her var veya yok olanı varmış gibi ben bunlara kalmadım benim var dercesine  (güçhöğürdüğü) döğüş yapmaya kalkıştıkları olmuştur.

   

    Çocuk Oyunları:

Çocuk oyunlarının çeşidi çok fazladır. En çok oynayanlar şunlardır:

Gülle: Uzun bir taşı ucundan tutup bacakları açıp arasında sallıyarak  mümkün olduğu kadar uzağa atmaya çalışmak.

(Misket): BİLYA oyunu:  3 - 5 kişi arasinda bir miktar misket ile oynanir. Bu oyunun kendi arasinda pek çok çeşidi vardir. Çukur, baş, üçgen vb.  Bilyalarda çeşitleri çıktı sonradan. Önce iki çeşitti. birisi bilya değeri mika idi. Mikalar daha hafif oluyordu. GS, FB, BŞK gibi renkleri vardı.

Sinme (Saklambaç): Birkaç grup arasında oynanır. Gruplar sırasıyla belirlenen hudutlar içinde saklanırlar ve bir grup ötekini bulmaya çalışır. Özellikle karanlıkta oynanırGündüz vaktimiz yoktu. Şimdikilerin oldukça fazla vakitleri. Mal, davar,koyun, kuzu, keçi, oğlak saman, saçkı, yem ver pisli at, sula getir bağla diye sıkıntısı yok. Bir okulları var onu da okumuyorlar onda ilk okuldan sonra dersaneye yazılıyorlar ekistra para ödüyorlar. ondada başarılı değiller. hazır bizlerin birikintilerini de bitirmeye ramak kalmış şimdişkilere yazıklar olsun . Çokların yuh demek gerekiyor.

Çelik Çomak: 2 grup arasında oynanır. Değnek denen uzun bir sopa ve çelik denen küçük sopacıklarla ve bir yalak yapılarak oynanır. Grubun biri çelikleri yalağın içinden mümkün olduğunca uzağa sopayla fırlatır. Diğer grup ise çeliği veya çelikleri tutmaya çalışırlar. Tutarlarsa bir çelik, o zaman gurup değişir. tutmazlarsa çeliği çelen kişi deyneği yalağın üstüne kor, değer gurup çelikleri deyneğe  çeliğin olduğu yerden atarak vurmaya çalışırlar. ÇELİK TUTULANA VEYA DEYNEK VURULANA KADAR bu oyun belli süre devam eder . mesala beş sefer denmiş ise çelik tutulmadı, her çeliş de atılan çelikle deynek vurulma dı ise gurup yenik sayılır yenilen guruba yeniden bir çelik çelinir, çeliğin düştüğü yere kadar yenen gurup yenilenin sırtına binerdi. Dehh, çüşş, sözleri ile aşşağlanır gibi alay edilir cesine gibi devam ederdi. Bititğinde başka iyi bir gün olunca  tekrar oynanırdı. Guruplar her oyun günü eşleşerek değişirdi.   Çeliği çelen kişiler değişerek çelerdi. çelenlerden biri havaya kaldırdığı çeliğe vuramadığı zaman gurup değişirdi.

 

Birdir Bir: iki kişi ve daha fazla kişiler arasinda oynanir. Bir kişi belini büker. Digerleri bunun üzerinden atlamaya çalişir. Atlayamayan kişi digerinin yerine egilir ( yatar). Bu durum herkes atlayincaya kadar devam eder.  Herkes atlarsa yatan kişi belini biraz daha kaldırır. Yine herkes geçerse daha fazla kaldırır. İllaki birisi düşene kadar tekrar olunur. Düşen yatar. Daima atlayanlar da eğilmekten kurtulur.

Kızdı Kayış:  Belirlenen bir nesneyi bir kişi bir yere gizlice saklar. 3 - 4 kişide saklanan yeri bilir. Karşı guruptan her hangi birisi saklı nesneyi bulmaya çalişir. Nesnenin  yanına yaklaşmış olursa bazı sesler çıkartılarak oyun hareketlendirilir. Nesneyi  bulan hemen yanindakilere vurmaya başlar.

Ayrıca: aşşık oynama.( Mireşek, Cızgılı, Sıç atmak, tök, çik, opban, minire gibi ayrılırlar), uçurtma uçurma, demir çember sürme, dikiş ipliğinin boş makarasına takılan tellerden yapılan arba süeme, illiş (Topaç) dönderme, Zerdali çekirdeği ile oynama.( aşşıkla oynanır kazanan çekirdek alır.)  Çelik çomak oyunu vardı. Kız ve erkek diye ikiye ayrılırdı. Erkek oyunuda  iki türlü idi birisi tek çelikle oynanırdı. Kınıfi, kından hanifi, azel hök, gelbir tök, çamıra çök, il le çalpı dernir biterdi. Ne kadar yuvadan uzaklaşırsan o dadar makbuldü. Her vuruşda çeliği havalandırıp deynekle vurabilirsen uzaklara götürülür. Ordan da kaç deynek uzağa gittiğini deynekle sayarak ölçerlerdi. Kazanan taraf kayıp edenin sırtına binerdi belli bir yere kadar.( Çeliğin iki ucu yarım kesik olursu, ucuna vurunca sıçrasın diye.) İlk vuruşta ucuna vuramazsan kayıp edersin. Ara kestirme, sirmeli batak, Eşlerim mele, Kılıç kaya gibi çok sayabiliriz. Sonraları top oynama çıktı. çocukların en çok oynadıkları oyunlar arasında olanlar bunlar dı. Kız cocuklar daha çok evcilik, sekme taş sülake çizgili oyunlar oynarlar. Dağlarda. Zo zo deynek oyunu, Yüksek atlama, Uzun atlama ,uzun koşu, surat koşusu, üç taş, Doduz taş, Beş taş, on iki taş, taşların üstünde dama gibi dizmeler yapardık. Okullarda ise çocuklar, yakan top, mendil kapmaca, koşmaca bayrak yarışı, cin boru (kırık testi parcası veya yuvka taşları üstüste kayarlar belli mesafeden top ile yıkmaya calışırlardı. Bunları sonradan detaylı anlatacağım vaktim olunca) ara kestirme gibi toplu oyunlar oynarlar. Hepisi spora dönüktü. Şimdi mazi oldu o oyunlar oturuyorlar, masa başından kalkmadan oynuyorlar. O zamanda şişman obur, hantal, eringeç, vurdum duymaz, hazır lopcu bir toplum yaratıldı.

Herkes şaittir ve olacaktırlarda. Bizleri öyle yaptılar ki hareket edemez hale getirdiler. Topu sevenler bahise ve de  TV. Başına mıkladılar. Çalışmayı seveni kumara yönlendirdiler, Türküleri sevenleri popa ve arabesk e yönlendirdiler. Vurdum duymaz bir toplum olduk. Düğünler eski düğün değil, gelinler yapma bebek gibi işden anlamaz hareketsiz, Kaynanalara iş yaptırırlar. Bağ bahçe işlerinden anlamazlar, çok çay bile kaynatamıyan gelinlerimiz var. Çocuk bakamıyan, gezmeyi seven, tv. Başından dizilere kendini kaptıran, baktığınıda anlamıyan sadece resim ve hareketlerine bakan, bildiğini bilmeyen. Gördüğünü anlatamıyan, dinlediğini anlamıyan bir topluma nasıl dönüştürüldük araştırmamız lazım ama malesef onu da yapanımız yok. Gazetelerimiz yalan görmediği haberleri uydurup uydurup yazan sahtekar yazarların, paragöz patronların eline geçti. Kalkınamayız düşürdüler bir kere. Tek güvence bana göre askeriye eline alacak sil baştan yeniden tarıma köylüye, şehirliye üretmeyi öğretecek, güveni getirecek. Disiplin şart, boş araziler ekilecek, reforum gelecek. Çünkü bayırları ekecek hayvan gücü kalmadı. Düz araziler traktörlerle sürülmeli, sürdürülmeli. Arpa değil de biraz da buğday, şahman, çavdar, mercimek, fasülye, mısır, Fiğ, Zarek, Izgın ekilmeli. Kuraklıktada biter bunlar. Yağmur yağmıyor ekin yok nafile boş laflar bunlar. Tarla güzel sürülmüyor (Nadas) herk iyi yapılmıyor pulluk derine daldırılmıyor. Yüzündeki toprak bu Hollanda’lılar gibi değiştirilmiyor ondan ekin bitmiyor. Çiftçi çalışmıyor, gelsin bira, gel içelim iş bitmez, dünyayı sen mi doyuracan veya kurtaracan, boş verlan, babayın malı seni ölenece besler gibi laflar karın doyurmuyor. Geleceğe ihanet bunlar, Çalış paran olsun yaşamın güzelleşir. Kolay yoldan çalanlar çırpanlar köşe oluyor doğru da hava alıyor. Bize doğrulara yazık yeter artık diyen çıkmalı. Çıkmalıda Amarika yanlısı olmamalı. Şimdiki idareciler gibi de kendini düşünmemeli. Akrabasını oğlunu kızını zengin edip, çıkar için halkı satmamalı. Yalandan da meydanlarda boş boş konuşmamalı diyeceğim ama duyan olmaz. Olanda bana ne der geçer bir ben ne yapabilirim diye gülüp geçerler. Sizler bari yapmayın yapabileceğiniz bir şeyler mutlaka vardır. Yapabildiğiniz varsa yapın lütfen.

 

Köyümüzde zanan zaman güzel havalarda
Yer yer, gurup gurup, ayrı ayrı, harman yerlerinde avlularda, ağaç altlarında, su başlarında, kapı önlerinde,Dar aralıklarda, soku yanlarında, boş buldukları her
alanda, bayırda, düzlükte, bilhassa ikindinden sonra oyunlar oynanırdı.


Yumurta tokuşturmak.
Duvar zıkkası.
Yumurta yuvarlamak.
Sirmeli batak.
Kozalak oynamak.
Kör ebe.
Çekirdek oynamak
(Üç çeşitte oynanırdı.)
Ara kestirme oyunu
Çelik çomak.
Kız çeliği, Oğlan çeliği diye ayrılır.
Oğlan. İki çeşittir Beş veya bir çelikle oynanır.
Saklanbaç oynamak.


Futbol Oynamak.
Soya gezmek.
Veleybol oyunu.
Sallanguçla oynamak.
Top kapmaca.
Sülake oyunu.
Birdir bir.
Cin boru oyunu.
Eşim seni sine sinesüren kim
İp atlamak.
Zıkka.
Bayrak yarışı.
El üstünde kimin eli.
Meldil bırakmak
Mendil kapmaca.
Kılıç kaya.
Uzun taş atma.
Zo Zo oyunu.
Çuval yarışı.
Kaşıkla yumurta yarışı.
Yüksekten atlama.
Yüksekten uzun atlama.
Yerden uzun atlama.
Eşlerim mele,de.
Uzun eşek.
Beş taş.
Üç taş.
Dokuz taş.
Topaç döndermek.
Aşık aynamak.
Çizgili, mireşek, sıç atma.
obban, minire, tök, çik, gibi.
Yüsük oyunu.
Tepik oyunu.
Koşu.Uzun, Kısa,
Güreş.
At ve Eşek sivritmek ( sürmek).
Mal tokuşturmak. ( öküz, manda).
Tombala.

Halay sekilirdi, hopdirlim oynanırdı
Def çalarlardı, karşılıklı mani söylerlerdi.
Sebest oynarlardı. zevkliydi. şimdi
hiç biri yok. Sadece okey taşı ve kağıt oyunu var. Bunlarda akyifide değil, spor değil, yaşam değil. Acıdım köyüm açıdım sana.Vaaah vah.

Son Güncelleme: Salı, 14 Eylül 2010 14:07